Bilim-Kurgu
2010: Yolculuk İki
Bu gönderi, Arthur C. Clarke’ın 2. kitabı “2010: İkinci Uzay Destanı” namıdiğer “2010: Yolculuk İki"yi kapsar. İlk kitabın özetini ve yorumlarımı okumak için tıklayın.
Giriş Bu kitap bazı eleştirdiğim noktaları düzeltmesine rağmen aynı zamanda hikayede çok daha büyük delikler ve düzensizlikler açıyor. Her ne kadar bir noktada duygularımı manipüle etmeyi başarmış olsa da, bundan çok fazlasını yaptığını ne yazık ki söyleyemeyeceğim.
Hikaye Roman ilk kitapta da yer almış Heywood Floyd ve Dr.
Devamını okumak için tıklayın
Bilim-Kurgu
2001: Bir Uzay Yolculuğu
“Kısaca” özeti ve üzerinde düşüncelerim.
Hikaye Roman insanların mağara adamları oldukları ilkel bir zamanda başlıyor. Dünya-dışı akıllı varlıkların Dünya’daki insanlara belirsiz etkileri olan bir kristali düşürmeleri sonrası insanlığın kısaca nasıl gelişmeye ilk adımlarını atışını anlatıyor.
Bu başlangıçta akışı bir kabilenin liderinin perspektifi ile anlatıyor. Not etmem gerekir ki, romanın sonrasında bu figürün pek de önemi kalmayacak; çünkü bu ilkel zamanı çok uzatmadan birdenbire insanın gelişiminin büyük bir kısmını 2 sayfada betimliyor.
Devamını okumak için tıklayın
Bilim-Kurgu
Bir Hikayedeki En Önemli Faktör
Kurgundaki dünyayı nasıl inşa ettiğin, ve okuyucuya hayal ettirdiğin; hikayendeki en önemli kategoridir.
Sıklıkla, insana etki bırakan hikayedeki heyecan verici sahne ve anlar ya da sonu değil, kurulan dünyada yaşayan okuyucunun boğucu atmosfer tarafından kucaklandığını hissedebilmesidir.
Ben post apokaliptik, yani “insana zarar veren büyük bir olay sonrası” (örn. bir nükleer savaş sonrası) okumayı severim. Korkunç, karanlık, gri bir dünya kadar kolaylıkla içe çeken başka bir atmosfer yoktur.
Uzayda Piknik’teki gibi, “Bölge“deki tehlike hissi, ya da Metro kitaplarındaki aynı hissin 10 katı, ikisinin keşfettiği bu hisler hikayecilikte fazlasıyla eşsiz; Savunmasızlık.
Devamını okumak için tıklayın